i
   
 
  FLAMENKO

Flamenko

Flamenko, Güney İspanya'nın Endülüs bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış bir müzik ve dans türüdür. 14.yy. sonrasında çingenelerin, Arapların, Yahudilerin ve toplumdışı bırakılmış Hristiyanların toplumun dış çevresinde kaynaşması sonucu meydana gelmiştir. Her ne kadar flamenko Endülüs bölgesine özgü olsa da sadece bu bölgeye veya İspanya'ya ait değildir. Flamenko flamenkocularındır. Dünyanın her yerinden gönül verenlere, flamenko için içten olarak bir şey yapanlara aittir.

Halkların problemleri vardır. Kendilerini bir şekilde ifade etmek isterler. Bunu da müzik ve dans yoluyla yaparlar. Yıllarca zulüm gören, yoksulluk çeken, ezilen, toplumsal sorun ve güvenilmez olarak nitelendirilen, bütün tarihleri boyunca mal mülk edinemeyen, adi işlerde, tarım yada maden ocaklarında çalıştırılan çingeneler hırs, şefkat, özgürlük ruhu, isyan, sosyal kalıplaşmanın olmaması gibi etkenlerle flamenko'yu oluşturdu. Acılarını, mutsuzluklarını flamenko ile ifade ettiler. Flamenko'daki sert duruşlar, ifadeler hep bunların sonucudur.

Bizler belki de, asırlardır süregelen bu gizemli müzik ve dansın içinde barındırdığı hüznün güzelliğine, içinde bulunduğu hüznü terk etmek istemeyen insanların halini anlatan ve flamenko sanatına ilham veren bu ruhani güç'e (İspanyolca'daki karşılığı duende'dir) kapılıyoruz ve flamenko sanatından bu kadar çok etkileniyoruzdur.

Flamenko'nun özü şarkıdır. Çoğunlukla gitar ve doğaçlama dans şarkıya eşlik eder.

3 sınıf flamenko vardır. En ağır başlısı "cante grande" (büyük şarkı) adıyla anılan ve ölüm, keder ve din konularını işleyen "cante jondo" dur (derin şarkı)

Ara sınıfta "cante intermedio" (orta şarkı) bulunmaktadır. Gene dokunaklı ama daha az ağırbaşlı ve çoğunlukla doğu müziğinden esintiler taşıyan flamenko'lar yer alır.

En hafif tarz olan "cante chico" (küçük şarkı) konuları ise aşk, kırsal yaşam ve eğlencedir. Her tarzın kendine özgü bir ritmi ve akor yapısı bulunmaktadır. Vurgu ve duygusal içerik farklarıyla da birbirlerinden ayrılmaktadır.

Flamenko Terimi, tam olarak nereden çıktığı tesbit edilememiştir, elde edilen teoriler ise şunlardır;

  • İspanyol Yahudiler dini şarkılarını, rahatsız edilmeden söyleyebilecekleri yerlere göç etmişler ve bu şarkılar İspanya'da kalan Yahudilerce "Flamenko" olarak adlandırılmıştır.
  • Flamenko kelimesi, "fellah minküm" diye okunan "sizden olan çiftçi" anlamına gelen Arapça kelimelerden edinilmiştir.
  • 19. yy. başlarında kibirli, küstah insan anlamına gelen bir argo kelime olarak kullanılmıştır.

Flamenko Tarihi

Avrupa'nın en eski yerleşimi olarak bilinen Cadiz, M.Ö.1100'de Fenike'liler tarafından kurulmuştur. M.Ö.550'de eski Yunanlılar Güney İspanya'yı kontrol altına aldılar. M.Ö.201- M.S.206 Roma İmparatorluğu'nun bir parçası oldu. 711'de Mağribiler (Faslılar) olarak bilinen Araplar, Suriyeliler ve Berberiler İspanya'yı işgal ettiler. 800 sene burada hakimiyet kurdular.

Arap kültürü İspanya'yı çok büyük ölçüde etkiledi. Kendi şiir, şarkı ve müzikal enstrümanlarını getirdiler. İspanya'nın müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar.

1492'de İspanya tekrar Hristiyan hakimiyetine girdi. En son Endülüs bölgesine ulaştılar. Arap işgalinde en uzun süre kalan bölge Endülüs bölgesi oldu. Hristiyan krallar çok fanatiklerdi ve bu bölge köylerine çok kötü davranıyorlardı. İnsanları zorla vaftiz edip Hristiyan dinine geçiriyorlardı. Böylelikle Müslüman kültürü dağıldı, krallar oraya yerleştiler. Bölgedekilerin varlıkları ellerinden alındı, halk fakirleşti. Bir şekilde yaşam mücadelesi verip kendi kendilerine ayakta durmaya çalıştılar. Yüzyıllar boyu süregelen hoşgörünün yerini baskılar ve yasaklar almaya başlamıştı.

Flamenko'nun Doğuşu ve İspanya'ya Gelişi

Kristof Kolmb'un Hindistan'a ulaşmak için batıda doğuya yola çıkarak Amerika'yı keşfetmesi ve çingenelerin İspanya'ya girişi aynı döneme rastlamaktadır. Katolik kralı ve kilise izni ile Endülüs dağlarında sığınma hakkını almışlardır. Genellikle çayırlık bölgelerde kendine has ve kötü şartlarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Göç halkı olan çingenelerin Endülüs'e yerleşmesiyle ilk artistik flamenko doğmuştur. Bu müzik kendi müzikleri ve Endülüs folklörünün birleşmesiyle meydana gelmiştir.

Endülüs Müziği'ni Etkileyen Unsurlar

  • 1700'lerden beri İspanyol'ların Afrika'yı yoğun bir şekilde keşfetmeye başlamaları ve Sevilla şehrinin İspanya yarımadasının en büyük köle marketi haline gelmesi ve zenci müziğinin Endülüs müziği üzerindeki etkisi.
  • İspanyolların Amerika'yı keşfetmeleri sırasında Akdeniz bölgesinden yapılan yolculuklarla Sevilla ve Cadiz limanları Amerika'nın en önemli limanları haline geldi. Ticaret buralarda yapıldı. Zenginlik içinde güneyden pek çok sanatçının gelmesiyle kültürler yayıldı. Güney Amerika'da oluşan Latin Amerikan müziği geri gelen İspanyollarla Endülüs'e taşınmış oldu.

Flamenko'nun Tarihsel Aşamaları

  • 1780'den itibaren ilk canteor- La Edad de Oro'dan (şarkıcı) haberimiz oluyor.
  • 1840'dan itibaren flamenko'nun altın çağı başladı. Şarkı ve dansa daha çok önem verilmeye başlandı. Çingene cante'leri önceleri evlerde aile içinde oluşuyordu, sonra da küçük tavernalarda. Diğer yandan çok tanınmış şarkıcılar her yıl değişik ülkelerde fiesta'larda (parti, eğlence) şarkı söylüyorlardı (Cante de Payo - çingene olmayanların şarkısı- Fandango türü) İlk " Cafe Cante" (flamenko gece klübü) 1842'de Sevilla'da açıldı. "Cafe Cantante" olarak bilinen bu dönem için, bugünkü flamenkonun başlangıcıdır demek hiç de yalan olmaz.
  • 1850'de Silveria Francoletti- çok önemli bir şarkıcı- işadamı oluyor ve Cafes Cantantes gibi mekanları işletmeye başlıyor. Tüm seyircileri kendine çekmek için de her iki tür müziği birleştiriyor.
  • Şimdiki flamenko bu iki türün birleşimi. Yani Cantes Gitanos (çingenelerin şarkıları) ve Cantes Payo (çingene olmayanların şarkıları) Flamenko'nun gelişmesinde, yani makamların oluşmasında çok büyük katkısı olan pek çok sanatçı bu dönemde yaşamıştır. Bu nedenle flamenko'nun büyük gelişme gösterdiği bu döneme "Altın Çağ" denilmektedir.
  • 1910 senesi flamenko'nun altın çağı ve cafe cantante'lerin sonudur. "Puro flamenko"nun (geleneksel) geleceğinden endişe duyan entelektüel kesim, bu sanatın, ticari bir araç olarak kullanılamayacağını, "kırsak kesimin" sanat dalı olarak kalması gerektiğini savunuyorlardı. Dönemin iki önemli sanatçısı, Manuel de Falla ve Lorca, 1922'de Granada'da El Primer Concurso de Cante Jondo adlı şarkı yarışmasını organize ettiler. Yarışma'dan sonra flamenko profesyonelleşti, gelişti ve geniş halk kitlelerine yayıldı.
  • 1936'daki iç savaş ile, birçok sanatçı ülkeyi terk etti. Böylece flamenko dünyaya açıldı.
  • 1950'lerde flamenko artık festivallerde icra edilen bir sanat dalına dönüştü. Cafe Cantante'lerin yerini bugünkü tablao'lar almaya başladı. Sevilla Bienali günümüzde düzenlenen festivaller arasında en önemlilerinden biridir.
  • 1954'de tüm flamenko ustaları Antologia del Cante Flamenko'ya kaydedildi.
  • 1956'da Cante Jondo'nun ulusal yarışması Cordoba'da başlatıldı.
  • 1958'de Jerez de la Frontera'da " Catedra de Flamencologia" (Flamenkoloji Kürsüsü) kuruldu. Amaçları flamenko'yu korumak ve bu konuda çalışmalar yapmaktı.
  • 1960'lardan itibaren flamenko rönesans yaşamıştır. Eski şarkılar gelecek nesillere aktarılmak üzere kayda alındı. Flamenko tarihini araştıran ve türlerini analiz eden kitaplar yazılmaya başlandı.
  • 1960'ların sonunda Paco de Lucia'nın ilk albümü çıktı, flamenko gitarının devrimi gerçek anlamda başlamış oldu. "Rumba" albümüyle İspanya'daki ulusal ilgiyi flamenko üzerine çekti.
  • 1970'lerde, Paco'nun birlikte çalıştığı "cante"lerin genç dehası Camaron, en etkili şarkıcıydı.
  • Yine 1970'lerde festival olgusu ortaya çıktı. Flamenko'daki samimiyet ve doğaçlama yerini ustalığa ve ticarete bıraktı. Sanatçı içini saran isteği dindirmek için değil , sırası geldiği için dans etmeye başladı.
  • 1980'lerde ise sanatın her alanında teknik gelişmeler yaşandı. Beraberinde ticari patlamayı getirdi.
  • Günümüzde ise flamenko esnek yapısıyla gelişmeye açık ve kontrol dışındadır.

Kaynak: Bu yazıların hepsi Safa YEPREM, Melek YEL, internetteki Flamneko ile ilgili siteler ve İspanya'da almış olduğum tarih dersinden derlediğim bilgiler ile oluşturulmuştur.

 

 

Flamenko : Endülüsün Haykırışı

Berk Burak ÇOBAN

İspanyol yazarlar, flamenkoyu vokal stilleri ve şarkı sözleri olarak “acıyı haykırış” , daha açık söyleyecek olursak çingenelerin, fakat daha genel ve bütün olarak endülüsün haykırışı şeklinde tanımlıyorlar.

Terim olarak flamenkonun tam olarak nerden türediği net değil. Bir varsayıma göre flamenko arapça “senin grubundan çiftçi” anlamına gelen “fellah minküm” sözcüklerinden türemiştir. Bir diğer varsayıma göre ise ; flamenko kelimesi , 19 yy başlarında kibirli insan anlamına gelen argo bir kelime olarak kullanılmıştır.Daha sonra ise ilk önce çingeneleri tanımlamak sonra da onların şarkılarını tanımlamak için kullanılagelmiştir.

Endülüs
Flamenko , İspanyanın güneyinde yeralan endülüs bölgesinde doğmuştur. Neden endülüs?

Endülüs , yüzyıllardır göç alan bir bölge konumundaydı. Çingeneler anavatanları hindistandan yüzyıllar önce başladıkları göç dalgası sonucunda 15. yy sonlarında endülüse ulaşırlar ve endülüste oldukça zengin bir müzik mirası bulurlar. Endülüs şehirleri güçlü bir biçimde finikelilerden,yunanlardan, vizigotlardan ve faslılardan etkilenmiş ; etno-kültürel bir erime potasına dönüşmüştür.

Çingeneler endülüse geldiklerinde orada zaten hali hazırda bazı müzik türleri vardır.Bunlar; kilise tarafından korunan bizans yada yunan müziği, suriyeden gelen bazı müzisyenlerin yaydığı müzik, islam şarkı ve müzikleri (ilahiler), yahudi müzikleri , arapların popüler şarkıları olarak sıralanabilir. Bu müziklerin bileşimiyle endülüs folkloru oluşmuştur. Çingenelerin sanatsal becerisi sayesinde iki geleneğin müzik formları endülüs-flamenkosunu oluşturmuştur.

Çingeneler
Flamenko tarihinin başladığı zamanlarda , yani 18. yy ın sonlarına doğru endülüs halkı oldukça fakirdi. İş yoktu, olsa bile ücret azdı. Kıtlık başgöstermişti ve bazı çingene grupları kırsal bölgelerde yiyecek arıyorlardı.Şartlar çingeneler için oldukça kötüydü. Mağaralarda yaşar, maden ocaklarında gruplar halinde çalışır ve çoğu hayatını buralarda kaybederdi.

İspanyollar genellikle onlara güvenmez ve onları ahlaksız,eğitimsiz görürlerdi. Yaşlı bir çingene şöyle diyor: “ Zavallı ispanyollar bizim , tanrının son çocukları olduğumuzu anlamıyorlar ve onlar hayatlarını anlamsızlaştıran bir sistemin kölesi olmuş durumdalar. Biz onların kaybettiği herşeyi simgeliyoruz ; doğruluk, dürüstlük ve özgürlük...

Çingenelerin de zaten ispanyollara benzeme, düzgün ispanyolca konuşmak gibi bir dertleri yoktu. “Calo” dilini konuşurlar ve kendilerine “Rom “ derlerdi. Karışık müziklerini serglemek için zenginler tarafından partilere çağrılırlardı. Şarkılar, genelde üstsınıfın onlara yaptığı haksızlıkları konu alırdı ama dinleyenler zaten çingenelerin söylediklerini anlamazlardı.

Çektikleri sıkıntıları, acıları şarkılarıyla dillendiriyorlardı.Şarkı söylemek yaşamı daha katlanılır kılıyordu. Şarkılarında defalarca , kendilerini asimile etmeye çalışan ezici, bunaltıcı baskılardan bahsettiler. Hiç mi neşe yoktu? Elbette vardı. Çingeneler düğünleri dünyada kendilerinden daha iyi kutlayan bir topluluk olmadığını düşünürler.

Flamenko
Flamenko üç ana bileşeni vardır. Şarkı , dans ve gitar. Flamenko gösterilerinde dans , merkezde ve en önemli bileşenmiş gibi görünür. Bu, flamenkonun ispanya dışına çıkması ve yabancı izleyiciyle buluşmasından beri böyledir. Yabancı izleyicilerin ispanyolca bilmemesi sebebiyle şarkı sözleri anlaşılamayak ve dikkat dağılacağı için , vokal dansa eşlik aracı olarak arka planda kalmıştır. Aslında şarkı yani “anlatılan” flamenko sanatının merkezi konumundadır. Endülüs-çingene flamenkosu temel olarak , şarkı söyleme sanatdır. Flamenko tarihinin başlangıcında şarkıcı , elindeki bir çubukla kendine bir ritm sağlar ve şarkısını bu ritm eşliğinde söylerdi.Gitar 19. yüzyılın başından itibaren şarkıya eşlik olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Şarkıların genelde nakaratı yoktur ve ritim yapıları karmaşıktır. Genelde temaları aşk,ölüm,kader,erdem,din, sosyal statü, mizah,onur, yıldızlar vs kavramlardır. Her şarkıcı kendi sözlerini yazar ve herbirinin farklı bir anlatış , ifade tarzı vardır. Bir şarkıcı öldüğünde şarkısı da onunla birlikte ölür...

Günümüzde Flamenko
Geçen yüzyıldan bu yana flamenko, çingenelerin gündelik, içten gelen , doğal olarak gelişen müziği olamaktan ziyade saflığı nispeten bozulmuş, profesyonel müzisyenler tarafından çingene olmayan dinleyicilere icra edilen bir müzik ve dans gösterisine dönüşmüştür. Flamenko şarkıyla anlam kazanan bir duygu diyoluğundan öte , duysal-görsel bir “show” a dönüşmüştür. Bununla beraber son 20 yılda flamenko icracıları diğer tarzlardan etkilenip , yeni arayışlara girmiş ve flamenko müziğini geliştirmişlerdir. Bu akımın öncüsü olarak flamenko gitarın yaşayan en büyük ismi olarak görülen Paco de Lucia gösterilebilir. Flamenko müziğine bas gitar, yan flüt, saxafon gibi yeni enstrumanlar eklemiş ve bunu müzikal formlara zarar vermeden yapmıştır.

Berk Burak ÇOBAN

AYÇA TELIRMAK

 

Kadınların, bir başına kadınların, yoksun bırakılmışların, içine yanmışların, kabuğuna mahkûmların hikâyelerini anlatmaya yola çıkmıştık Ayça’yla. Cümlelerimiz billurlaştıkça, cesaret bulduk, o küskün, terk edilmiş, kovulmuş dokularımızdan, söz çıkarttık, şiir çıkarttık… Hayatın tüm ıskalarına yeniden nişan alır gibi… Sanki sil baştan başlar gibi…
 
Oyuncunun hayat hikayesi sahnenin örsünde şekillenir. Övüncü bir avuç alkış, bir de başını yastığa koyduğunda gözlerine oturacak huzurlu bir uykudur. Ayça sonsuzluğa gitti. Apansız, yaka kavura…
 
Kulis aralarından, kumaş kıvrımlarından, sahne karanlıklarından süzülen anılarıyla baş başayız şimdi. Onun adına, onunla birlikte.
 
Huzurla uyu Ayça Telırmak.

 
 
Reklam
 
İSTANBUL EFENDİSİ
 
İSTANBUL EFENDİSİ
Musahipzade Celal' in ünlü klasiği İ.B.B. Şehir Tiyatroları sahnelerinde...



																	
TARLA KUŞUYDU JULİET
 
TARLA KUŞUYDU JULIET
Ephraim Kishon' dan Romeo ve Jüliet üzerine eğlenceli bir fantazi.




																	
DEFTER
 
 
 
Bugün 3 ziyaretçi (33 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=